Posted by: lezzettutkunlari on: 19/04/2009
1910 yılında ilk olarak Antepliler adıyla hizmet vermeye başlayan bu restaurantın kurucusu Süleyman Uslular. Restaurant 1940 yılında Asmaaltı adını alıyor ve o yıllardan beri Adanalılara ve Adana’ya gelenlere hizmet vermeye devam ediyor.

Asmaaltı 120-130 kişilik salonuyla öğle saatlerinde 12.00-12.30 gibi müşterilerini ağırlamaya başlıyor ve akşamüstü 18.00-18.30 gibi servisi bitiriyor. Akşamları açık olmasa da cumartesi pazarları ile ramazan bayramında açık; kurban bayramının ise ilk 2 günü kapalı, 3.gününden itibaren hizmet vermeye başlıyor.

15 kişilik personeli ile Asmaaltı her gün en az 100 kişiye hizmet ediyor, ayrıca dışarıya da paket servis hizmeti veriyorlar.

Gelenlerin en çok tercih ettiği Adana kebap olsa da menüde Adana kebabın yanı sıra beyti, tavuk şiş, kuşbaşı, külbastı, patlıcan kebap, lahmacun, peynirli pide de yer alıyor. Salata çeşitleri menüde yazılı değil; onlar masaya oturduğunuzda siparişiniz ne olursa olsun siz söylemeden zaten masanıza getiriliyor.

Biz masaya yerleşir yerleşmez garsonlar tarafından masamız taptaze salata çeşitleriyle donatıldı: Ezme salata, mevsim salata, patlıcan salata, rengarenk soğan salataları, cacık, maydanozlarla süslenmiş közde kök biber, ayrı bir tabakta taze maydanoz ve taze nane.

Salatalara bakarken akmaya başlayan ağzımızın suyunu silemeden fındık lahmacunlarımız ve peynirli küçük pidelerimiz geldi sofraya. Peynirli pidemiz, lezzetini içine konulan taze koyun peyniri, ince kıyılmış soğan ve dereotu ile hazırlanan harçtan alıyormuş.

Asmaaltı’nda sulu yemek çıkarılmıyor, sadece kebap yapılıyor. Alkollü içki servisleri yok; gazlı içecekler, ayran ve şalgam var. Bizim tercihimiz şalgam oluyor. Şalgamlar açık şalgam, eski su şişelerine doldurularak masalara servis ediliyor.

Veee beklenen an: Adana kebaplarımız masamızda yerlerini alıyor
Adana kebabın servis ve sunumu çok sade; lezzetine güvendiklerinden öyle süsle püsle uğraşmaya gerek duymuyorlar. Tabaklara pembe kağıtlar serilmiş, üzerine dilimlenmiş lavaşlar, lavaşın üstünde kebap, kebabın üstünde 2 adet közlenmiş biber ve yanında 2’şer adet közlenmiş domates. Kebabımızdan parçalar koparıp hemen lavaşın arasına sarıyoruz ve başlıyoruz on parmak yemeğe Adana kebap gerçekten çok lezzetli, eh dedik ya her gün yüzlerce kişi geliyor diye, bu insanlar yıllardır yanılıyor olamaz değil mi?!

Sohbetimiz sırasında Adana kebapların koyun etinden yapıldığını öğreniyoruz. Ben “Ustam sırf koyun biraz ağır kaçmaz mı? Dana etiyle karıştırmıyor musunuz?” diye sorduğumda Mustafa Usta’nın cevabı kesin: “ Dana eti girdi mi kebap olmaz efendim.”

Masaya ilk oturduğumuzda masa örtüleri dikkatimi çekmişti. Masaların üzeri saman kağıdıyla kaplı. Saman kağıtlarının altında ise yine krem renkli kalın muşamba örtüler var. Bunun nedenini anlamam için önce peynirli pidelerimizi, sonrasında da kebaplarımızı yerken her ısırışımızda tabağa akan yağları kendi gözlerimle görmem gerekiyormuş. Masalarda bıçak servisi de yapılmıyor. Zaten kebabı pidelere sararak yiyince bıçağa mıçağa da gerek kalmıyor. Biz yine de ilk defa gideceklere bir uyarıda bulunalım: Üzerinize açık renkli kıyafetler giymeseniz iyi edersiniz, zira söylenene göre bu şekilde yemeği beceremeyip buradan elbiselerinde lekelerle çıkan çok İstanbullu varmış :)

Saat 12.30 olunca müşteriler akın akın gelerek salonu doldurmaya başlıyorlar. Biz de iyi ki erken gelip Hakan Bey’le rahat rahat sohbetimizi edip notlarımızı almışız diyoruz. Biraz daha geciksek konuşmaya fırsatımız olmayacakmış, çünkü müşteriler artınca Hakan Bey de kalkıp servise yardım ediyor.

Müşteri kitlesi için yapılacak bir tanım yok, buraya Adana’daki herkes geliyor. Şöyle bir masalara baktığımızda takım elbiseli iş adamlarından başörtülü teyzelere, 30-35 yaş arası genç bayanlara kadar herkes burada.

Kebaplarımızı da bitirip artık iyice doyduğumuzda hala masadaki yeşilliklerin yarısının tabaklarda durduğunu görüyorum. İstanbul’da arasak zor bulabileceğimiz bu taptaze maydanozlar ile naneleri tabaklarda bıraktığımıza üzülüyorum ama kalmasın diye kendimi zorlasam da maalesef bir iki lokmadan fazlasını yiyemiyorum

Gelelim fiyatlara: Adana kebap 8 TL, beyti 10 TL, şalgam 1 TL, gazlı içecekler 2 TL.

Asmaaltı’nda yerdeki seramiklerden masa ve sandalyelere kadar her şey “biz orta sınıf bir lokantayız” dese de kebapların lezzeti 5 yıldızlı
Adana’ya gittiğinizde görmeniz ve gezmeniz gereken yerler hakkında kısa bir bilgi vermeden bu yazıyı bitirmek istemiyorum. Bizim Adana’yı gezmek için bu sefer yalnız 1 günümüz olduğu için sadece şehir merkezindeki önemli yerleri gezebildik; şehir dışındaki yerlere vaktimiz olmadığı için uğrayamadık. Görmediğim yerler hakkında yanlış ya da eksik bilgi vermek istemediğim için aşağıda sizlere sadece şehir merkezinde yer alanları sıralıyorum.
Adana Şehir Merkezinde;
* Arkeoloji Müzesi
* Etnografya Müzesi
* Ulu Cami
* Taş Köprü
* Büyük Saat Kulesi
* Bahri Paşa Çeşmesi
* Merkez Sabancı Camii (Türkiye ve Ortadoğu’nun en büyük camisi)
* Atatürk Bilim ve Kültür Müzesi
* Eski Adana Evleri ve Mahalleleri
* Yağ Camii
* Hasan Ağa Camii
* Bebekli Kilise (eskiden şehirde bulunan 7 adet kiliseden ayakta kalan tek kilise)
* Baraj Gölü ve Sevgi Adası
ASMAALTI KEBAP & LAHMACUN SALONU
Adres: Alidede Mah. Alidede Sokak
No:12 (Yağ Camii Civarı) Seyhan / ADANA
Tel: 0 322 351 32 15
* Lezzet Tutkunları hakkında her türlü öneri ve eleştirileriniz için:
lezzettutkunlari@gmail.com
Sevgi ve Afiyetle Kalın ![]()
Neval Ferit
02/01/2010 22:59
merhaba neval hanım ben ayten saner sizinle osmanlı yemekleri yarışmasında tanışmıştık sitenizi ziyaret ettim ve çok begendim iyi geceler.
22/01/2010 13:19
Teekkrler…